
Karşılıklı olarak feshedilen anlaşma sonrasında bir dönemin daha sonuna geldik.
Rijkaard ve
Neeskens devri kapandı. Her ne kadar oynattığı futboldan, takımın gidişatından ve klüpteki genel havadan hoşlanmasam ve bunların sorumlusu olarak birinci dereceden kendisini sorumlu tutsam da, gidişine üzüldüm. Ne diyeyim? Kimya uyuşmazlığı sonunu hazırladı. Türkiye gibi farklı dinamiklere sahip bir ülkede kendi sistemini oturtmaya çalıştığı için oldu bunlar. Tutmadı yani. E, bize ters tabi sistem falan.
"
Sistem oturtmak" dendiği zaman ortalama bir Hollandalı ne düşünüyorsa, bizler tam tersini aklımıza getiriyoruz. Ne bileyim, "yarın matematikten boru gibi sınav var" denmiş gibi bir his. Sistemsizlik -kaos- işimize geliyor her zaman. Daha rahat, daha davetkar. Tıkır tıkır işleyen bir makina yerine, çalışmadığı zaman tekmeleyebileceğimiz bir “
pancar motor” fikri, sonucunda başarısızlık ihtimali yüksek gözükse de daha çekici bizler için. Ben Alman değilim ki kardeşim kazık yutmuş gibi kalıplara uyabileyim? İsveçli değilim ki robot taklidi yapayım? Benim çocuk ruhumdan anlayacak, beni gaza getirecek adam istiyorum.
Beni yeterince gaza getirirsen sahada
Messi'ye bile adım attırmam. Ama "sen burada dur, arkadaşın da orada duracak, Messi buradan geçmeye kalkacak, sen de onu durdur" diye anlatmaya kalkarsan bocalarım, yapamam. Elim ayağıma dolanır "ne yapacaktım lan ben?" diye. hah,
Lucescu çözmüştü bak beni. Ama o da aynı kaos sisteminin kurbanı oldu. Yahut,
Fatih TERİM. Rijkaard'ın yerine adı geçiyor ya hani, o işte.
Biz
Galatasaray'ız. Sistem neymiş, teknik direktör gider, teknik direktör gelir. Bu sene başarılı olamasak da önümüzdeki yıllar ne güne duruyor? Ben alışığım istikrarsızlığa. Hayat tarzım bile bu lan? Sen de gelmiş "sistem" diyorsun. Böyle verirler adamın eline bileti.
Neyse. Neden başarılı olamadığı uzun uzun tartışılabilir, sayısız sebep bulunabilir.
Ama sağda solda bakıyorum, başarısızlığın nedenini futbolcuların kendisini sabote etmesi olarak görenler var. Az da değil, kime sorsan aynı laf. Genel intiba şu;
"Vay efendim sabote ettiler!!.."
Şimdi bana "futbolcular sabote etti" demeyin arkadaşım. Olan biteni bu kadar kolay açıklayamazsınız.
O son
Ankaragücü maçındaki hareketlerini gördüm. Aralarının iyi olmadığı zaten biliniyordu, tamam. Ama
Servet bir buçuk senedir mi baltalıyor takımı?
Kim sabote etmiş,
Mustafa SARP mı? Rijkaard'ın en fazla güvendiği, neredeyse her maç forma verdiği, hani başka bir teknik direktör geldiği zaman değil forma, Florya'yı bile zor görecek olan Mustafa SARP mı sabote etti Rijkaard'ı?
Yahut
Ayhan? Emekliliği gelmiş Ayhan "lan bu adam beni bi rahat bırakmadı, her maçta oynatıyo" diyerek mi sabote etti?
Belki
Arda? yok yok,
Hakan BALTA.. O sabote etmiştir kesin. Belki de
Kewell,
Baros, ne bileyim
Cana? Ama yok lan, o da yeni geldi.
Onu bırak, "eldeki malzemeyle bu kadar" diyen var. Sen
Gerets dönemindeki şampiyonluğu görmedin mi arkadaşım? Hani şu
Cihan'la,
Orhan'la
şampiyon olduğumuz seneyi? O zaman
83 puan alan takımdaki futbolcular şimdiklilerden daha mı iyiydi?
Necati ATEŞ'ten bahsediyorum?
Olm, akıllı olun lan biraz.
Bana "takımı futbolcular sabote etti" veya "elindeki kadro kötüydü" diye savunmayın bu adamı. Mantıklı şeyler söyleyin, adam gibi tartışalım, akıl yürütelim. "Sakatlıklar çoktu", "Şanssızdı", "Total futbol bize uymadı", "yönetim arkasında durmadı", "les Adnans" falan deyin, ama futbolcuların sabotesinden, ya da kadro yetersizliğinden bahsetmeyin. Problem neredeyse tespit edip bir şeyler yapalım.
Ama bana bu iki bahaneyle gelmeyin, kalbinizi kırarım.
Not: Bir kısmı Ekşi Sözlük'teki bir yazımdan alınmıştır..